DÜNYA FELSEFE GÜNÜ KUTLANDI (13.11.2006)
H. Haluk Erdem
Yamaç: “Felsefi etkinlikleri dogmalardan kurtarmak hepimizin görevi”
Gazi Üniversitesi ile Bilim ve Bilimsel Felsefe Çevresi tarafından 13Kasım’da Dünya Felsefe Günü çerçevesinde bir program düzenlendi.Üniversitemizde geçen yıl ‘Felsefe, Toplum ve Bilim’ paneliyle ilki kutlananDünya Felsefe Günü, bu yıl daha katılımlı etkinliklerle devam etti.
Rektörlük Mimar Kemaleddin Salonunda gerçekleştirilen programın açılışındakonuşan Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kadri Yamaç, felsefe etkinliklerinin batı kaynaklarına göre Talesten başladığını söyleyerek, “Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarının katkılarının pratikte kaldığı açıktır” dedi.
Helen-Roma antik felsefe döneminde önemli adımlar atıldığını ifade edenYamaç, “Tales’le başlayan dönemde sorular sorulmaya başlandı. Nasıldan çok,neden incelendi. Ortaçağdan sonra felsefenin farklı bir etki altına girdiğini görüyoruz. Ortaçağa kadar aslında felsefeciler önemli sorular sordular ve önemli yanıtlar verdiler. Psigor, Tales teorilerini o yılara borçluyuz” şeklinde konuştu.
Ortaçağdan sonra felsefenin ayaklarının yerden gökyüzüne çıktığını hatırlatan Yamaç, bu dönemde felsefenin Hıristiyanlığın bir yürütücüsü haline geldiğini vurguladı. “Felsefenin öyküsü uzundur” diyen Yamaç, sözlerine şöyle devam etti: “Felsefe ile uğraşanlar, felsefe tarihine önem verirler, haklıdırlar. Çünkü felsefe bakış açımızın anlaşılabilmesi içinnasıl, neden sorusunun, o yıllardan nereye geldiğimizin yanıtının bilinmesi gerekiyor.”
Ortaçağ sonrasında doğu dünyası ile batı dünyası arasında bir kopma olduğunuanlatan Prof. Dr. Yamaç, “Aydınlanma süreci dediğimiz o yıllar, aslında bilginin gökyüzünden yeryüzüne indirildiği yıllardır. Bu yıllarda doğu toplumları bilgiyi gökyüzünden yeryüzüne indirmekte ciddi sorunlar yaşadı”
Aydınlanmaya hizmet eden çok sayıda felsefeci olduğuna değinen Kadri Yamaç,nesne ve olgular arasındaki ilişkinin aydınlanma sonrasında berraklaşmayabaşladığını kaydetti.20’nci yüzyılda felsefenin niteliğinde, sorularında, yöntembilimdedeğişiklikler başladığı bilgisini veren Rektör Yamaç, bu dönemde artıkdogmaların bir yana bırakıldığını ve bilimin ortaya çıktığını söyledi.20’nci yüzyıl felsefesinin bu doğrultuda ciddi değişikliklere uğradığındansöz eden Yamaç, şunlara dikkat çekti: “20’nci yüzyıl felsefesine yüzyılınbaşından itibaren damgasını vuran çeşitli olaylar vardır. Bu olayların birkısmı bilimsel alanda gerçekleşmiştir. Ama bugün felsefe daha çok bilgininne olduğu, bilginin nasıl elde edildiği, bilginin elde edilme süreçleri,yöntem bilgisinin ne olduğu ile ilgili sorularla uğraşmaktadır.”Yamaç, etiğin, felsefenin ciddi uğraş konularından birisi olduğunusöyleyerek, çağın koşullarına göre felsefeyi yorumlamanın da değiştiğiniaktardı.Felsefi etkinlikleri dogmalardan kurtarmanın hepimizin görevi olduğunu dilegetiren Prof. Dr. Yamaç, sözlerini şöyle noktaladı: “Dogmanın içerisindekibir felsefe, felsefe olma niteliğini bütünüyle kaybeder. Biz reformu veaydınlanmayı yaşamadık. Yapılacak şey, felsefeyi doğru, sağlam bacaklarüzerine oturtmaktır. Felsefe sirkülasyonlara dayalı olarak yapılamaz. 200yıl öncesinde kalmış mitoslarla dolu bir felsefenin günümüzde yeri yoktur.Ben felsefeyi bir bilim dalı olarak, bir bilimsel etkinlik olarak görmekistiyorum.”“Felsefeciler kendi ‘fildişi’ kulelerinden çıkmalı”Öğr. Gör. Dr. Haluk Erdem ise, 1946 yılında resmen yürürlüğe giren, bu yıl60. kuruluş yılını kutlayan UNESCO’nun dünyadaki olumsuz gelişmelerin ilkçıkış yerinin insan zihni olduğunu belirtmesiyle, bir noktayı yenidendüşünmeye başladıklarını söyledi. “İnsanlar birtakım eylemlerinigerçekleştirmeden önce, zihninde bunu belirli istemlere göre kurarlar,",1]
);
//-->
şeklinde konuştu.
Aydınlanmaya hizmet eden çok sayıda felsefeci olduğuna değinen Kadri Yamaç,nesne ve olgular arasındaki ilişkinin aydınlanma sonrasında berraklaşmayabaşladığını kaydetti.
20’nci yüzyılda felsefenin niteliğinde, sorularında, yöntembilimde değişiklikler başladığı bilgisini veren Rektör Yamaç, bu dönemde artık dogmaların bir yana bırakıldığını ve bilimin ortaya çıktığını söyledi. 20’nci yüzyıl felsefesinin bu doğrultuda ciddi değişikliklere uğradığından söz eden Yamaç, şunlara dikkat çekti: “20’nci yüzyıl felsefesine yüzyılınbaşından itibaren damgasını vuran çeşitli olaylar vardır. Bu olayların bir kısmı bilimsel alanda gerçekleşmiştir. Ama bugün felsefe daha çok bilginin ne olduğu, bilginin nasıl elde edildiği, bilginin elde edilme süreçleri, yöntem bilgisinin ne olduğu ile ilgili sorularla uğraşmaktadır.”
Yamaç, etiğin, felsefenin ciddi uğraş konularından birisi olduğunu söyleyerek, çağın koşullarına göre felsefeyi yorumlamanın da değiştiğini aktardı.
Felsefi etkinlikleri dogmalardan kurtarmanın hepimizin görevi olduğunu dilegetiren Prof. Dr. Yamaç, sözlerini şöyle noktaladı: “Dogmanın içerisindekibir felsefe, felsefe olma niteliğini bütünüyle kaybeder. Biz reformu veaydınlanmayı yaşamadık. Yapılacak şey, felsefeyi doğru, sağlam bacaklarüzerine oturtmaktır. Felsefe sirkülasyonlara dayalı olarak yapılamaz. 200yıl öncesinde kalmış mitoslarla dolu bir felsefenin günümüzde yeri yoktur.Ben felsefeyi bir bilim dalı olarak, bir bilimsel etkinlik olarak görmekistiyorum.”
“Felsefeciler kendi ‘fildişi’ kulelerinden çıkmalı”
Öğr. Gör. Dr. Haluk Erdem ise, 1946 yılında resmen yürürlüğe giren, bu yıl60. kuruluş yılını kutlayan UNESCO’nun dünyadaki olumsuz gelişmelerin ilkçıkış yerinin insan zihni olduğunu belirtmesiyle, bir noktayı yenidendüşünmeye başladıklarını söyledi. “İnsanlar birtakım eylemlerinigerçekleştirmeden önce, zihninde bunu belirli istemlere göre kurarlar,
verdi: “Dünyada olup biten olumsuzlukların nedeni olarak insan zihninedikkati çekiş, UNESCO’nun felsefi bilincin yaygınlaştırmasının önünü açmakgibi bir dizi kararlar almasını beraberinde getirmiştir. Dönemin UNESCOGenel Direktörü tarafından dile getirilen ‘21. yüzyılın anahtarlarından biriartık felsefe eğitimidir’ ifadesi de bunu göstermektedir.”Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda görüşülerek 2002 yılından itibarenKasım ayının 3. Perşembe gününün Dünya Felsefe Günü olarak kutlanmasınınkararlaştırıldığını söyleyen Dr. Haluk Erdem, “Milli Eğitim Bakanlığımızbelirli gün ve haftalar içine 20 Kasım tarihini bu güne ayırmıştır. Resmiolarak kabul edilen Dünya Felsefe Günü her yıl yaygınlaşarak devametmektedir” ifadesini kullandı.Dünyada ilk Dünya Felsefe Günü kutlamalarının 50’yi aşkın ülkede kutlanmayabaşlanırken 3’üncüsü gerçekleştirilen 2004 yılı Dünya Felsefe Kutlamalarının80’den fazla ülkede kutlanma başarısını gösterdiğini dile getiren Dr. Erdem,bu sayının her yıl giderek arttığına işaret etti. Bu günle kamuoyunundikkatinin felsefenin yaşamımızdaki yerine çekildiğinin üzerinde duranErdem, “Felsefecilerin kendi ‘fildişi’ kulelerinden çıkıp toplum ve dünyasorunlarına eğilmesi hiç kuşkusuz bu bakımdan gerekli bir çabadır” dedi.Erdem, Dünya Felsefe Günü’nün insanın düşünme olanağına ve bu olanakla nasıldoğru yargılar verebileceğine yeniden bakabilme günü olduğunu sözlerineekledi.Program, Oturum Başkanlığını üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. TubaOngun’un yaptığı “Felsefe, Eğitim ve Medya” adlı panelle devam etti. Paneleİletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Korkmaz Alemdar, Milliyet GazetesiAnkara Temsilcisi Fikret Bila, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.Semih Koray, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Tepekonuşmacı olarak katıldı.Ayrıntılar Gazi Haber’de…",0]
);
//-->
oluştururlar, yani düşünürler” diye konuşan Erdem, şu görüşlere yerverdi: “Dünyada olup biten olumsuzlukların nedeni olarak insan zihninedikkati çekiş, UNESCO’nun felsefi bilincin yaygınlaştırmasının önünü açmakgibi bir dizi kararlar almasını beraberinde getirmiştir. Dönemin UNESCOGenel Direktörü tarafından dile getirilen ‘21. yüzyılın anahtarlarından biriartık felsefe eğitimidir’ ifadesi de bunu göstermektedir.”Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda görüşülerek 2002 yılından itibarenKasım ayının 3. Perşembe gününün Dünya Felsefe Günü olarak kutlanmasınınkararlaştırıldığını söyleyen Dr. Haluk Erdem, “Milli Eğitim Bakanlığımızbelirli gün ve haftalar içine 20 Kasım tarihini bu güne ayırmıştır. Resmiolarak kabul edilen Dünya Felsefe Günü her yıl yaygınlaşarak devametmektedir” ifadesini kullandı.
Dünyada ilk Dünya Felsefe Günü kutlamalarının 50’yi aşkın ülkede kutlanmayabaşlanırken 3’üncüsü gerçekleştirilen 2004 yılı Dünya Felsefe Kutlamalarının80’den fazla ülkede kutlanma başarısını gösterdiğini dile getiren Dr. Erdem,bu sayının her yıl giderek arttığına işaret etti. Bu günle kamuoyunundikkatinin felsefenin yaşamımızdaki yerine çekildiğinin üzerinde duranErdem, “Felsefecilerin kendi ‘fildişi’ kulelerinden çıkıp toplum ve dünyasorunlarına eğilmesi hiç kuşkusuz bu bakımdan gerekli bir çabadır” dedi.
Erdem, Dünya Felsefe Günü’nün insanın düşünme olanağına ve bu olanakla nasıldoğru yargılar verebileceğine yeniden bakabilme günü olduğunu sözlerineekledi.
Program, Oturum Başkanlığını üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. TubaOngun’un yaptığı “Felsefe, Eğitim ve Medya” adlı panelle devam etti. Paneleİletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Korkmaz Alemdar, Milliyet GazetesiAnkara Temsilcisi Fikret Bila, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.Semih Koray, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Tepekonuşmacı olarak katıldı.
Ayrıntılar Gazi Haber’de…
Cuma, Kasım 17, 2006
Dünya Felsefe Günü
2006
DÜNYA FELSEFE GÜNÜ
MESAJI
Dünya Felsefe Günü kutlamaları, bizde olduğu gibi dünya ülkelerinde de yayılıyor. Kimi ülkelerde bir gün, kimi ülkelerde de bir hafta boyu düzenlenen etkinliklerle kamuoyunun dikkati felsefeye ve felsefe bilgisinin yaşamdaki yerine çekiliyor.
Dünya Felsefe Günü üç yıl Paris’te, UNESCO Merkezinde görkemli bir şekilde kutlandıktan sonra, bu geniş boyutlu uluslararası kutlamanın her yıl başka bir ülkede yapılmasının uygun olacağı; bunun, bir Felsefe Günü ilân etmenin amacına daha çok hizmet edebileceği düşünüldü. Böylece 2005 yılının kutlanması Şili’de (Santiago’da) yapıldı, bu yıl da Fas’ta (Rabat’ta) yapılıyor. Gelecek yıl, Dünya Felsefe Gününe biz, İstanbul’da ev sahipliği yapacağız. Ukrayna da 2008 yılı için sırada.
Bu kutlamalar çok sevindirici. Ne var ki felsefî bilginin yaşamın çeşitli alanlarında etkili olabilmesi için, felsefenin yararlarını yalnızca anlatmak yetmez. Felsefî bilgiye dayanan yaptıklarımız-ettiklerimizle, felsefenin yararlarının örneklerini de vermemiz gerekiyor.
Bunun için 2006 yılı Felsefe Gününün felsefî bilginin ülkemizde yaşama –kişi yaşamına, kamu yaşamına, hukuka, siyasete, ekonomiye– daha çok ışık tutması için ne gibi yeni yolların denenebileceğini; örgün ve yaygın felsefe eğitiminin daha verimli olabilmesi için başka nelerin yapılabileceğini tartışarak, bunları gerçekleştirme yolunda yeni adımlar atmamıza bir vesile olmasını diliyorum.
Değerli Meslekdaşlarım, Sevgili Felsefe Öğrencileri ve Felsefe Dostları, Felsefe Gününüz kutlu olsun.
Ioanna Kuçuradi
Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı
DÜNYA FELSEFE GÜNÜ
MESAJI
Dünya Felsefe Günü kutlamaları, bizde olduğu gibi dünya ülkelerinde de yayılıyor. Kimi ülkelerde bir gün, kimi ülkelerde de bir hafta boyu düzenlenen etkinliklerle kamuoyunun dikkati felsefeye ve felsefe bilgisinin yaşamdaki yerine çekiliyor.
Dünya Felsefe Günü üç yıl Paris’te, UNESCO Merkezinde görkemli bir şekilde kutlandıktan sonra, bu geniş boyutlu uluslararası kutlamanın her yıl başka bir ülkede yapılmasının uygun olacağı; bunun, bir Felsefe Günü ilân etmenin amacına daha çok hizmet edebileceği düşünüldü. Böylece 2005 yılının kutlanması Şili’de (Santiago’da) yapıldı, bu yıl da Fas’ta (Rabat’ta) yapılıyor. Gelecek yıl, Dünya Felsefe Gününe biz, İstanbul’da ev sahipliği yapacağız. Ukrayna da 2008 yılı için sırada.
Bu kutlamalar çok sevindirici. Ne var ki felsefî bilginin yaşamın çeşitli alanlarında etkili olabilmesi için, felsefenin yararlarını yalnızca anlatmak yetmez. Felsefî bilgiye dayanan yaptıklarımız-ettiklerimizle, felsefenin yararlarının örneklerini de vermemiz gerekiyor.
Bunun için 2006 yılı Felsefe Gününün felsefî bilginin ülkemizde yaşama –kişi yaşamına, kamu yaşamına, hukuka, siyasete, ekonomiye– daha çok ışık tutması için ne gibi yeni yolların denenebileceğini; örgün ve yaygın felsefe eğitiminin daha verimli olabilmesi için başka nelerin yapılabileceğini tartışarak, bunları gerçekleştirme yolunda yeni adımlar atmamıza bir vesile olmasını diliyorum.
Değerli Meslekdaşlarım, Sevgili Felsefe Öğrencileri ve Felsefe Dostları, Felsefe Gününüz kutlu olsun.
Ioanna Kuçuradi
Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı
Pazartesi, Mayıs 01, 2006

ÖZNE'yi nerede bulabilirsiniz?
İSTANBUL'da:(Beyoğlu-Taksim Civarı) Mephisto, Pandora, Simurg, Pentimento,
Kadıköy'de: Genç Mephisto, Final, Khalkedon,
Fatih'te: Ağaç Kitabevlerinde.
ANKARA'da: İmge, Bilim ve Sanat, Turhan Kitabevleri ve Kızılay Metro Gazete Büfesinde,
İZMİR'de: İletişim, Pan, Yakın ve Kabile kitabevleri,
MERSİN: Turunç, Tek Ağaç, Ütopya kültür merkezi,
ADANA: Kitapsan, Karahan
TARSUS: Antik Sahaf,
Salı, Nisan 11, 2006

ÖZNE
FELSEFE-SANAT SEÇKİSİ
Yıl:3, 6. Kitap, Bahar 2006
Genel Yayın Yönetmeni: Mustafa Günay(Yrd. Doç. Dr. Çukurova Üniversitesi)
Danışma Kurulu:
Prof. Dr. Hasan Aslan(Akdeniz Üniv.),
Doç. Dr. Sara Çelik(Mersin Üniv.),
Yrd. Doç. Dr. Sebahattin Çevikbaş(Atatürk Üniv.),
Pof. Dr. Betül Çotuksöken(Maltepe Üniv.),
Prof. Dr. A. Kadir Çüçen(Uludağ Üniv.),
Doç. Dr. H. Nur Erkızan(Muğla Üniv.),
Doç. Dr. Zeynep Direk(Galatasaray Üniv.),
Prof. Dr. Sevinç Güçlü(Akdeniz Üniv.),
Prof. Dr. Adnan Gümüş(Çukurova Üniv.),
Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan(Muğla Üniv.),
Prof. Dr. Rahmi Karakuş(Sakarya Üniv.),
Arslan Kaynardağ,
Prof. Dr. Doğan Özlem(Muğla Üniv.),
Prof. Dr. Mustafa Yıldırım(Atatürk Üniv.),
Yrd. Doç. Dr. Solmaz Zelyut(Ege Üniv.).
Yayın Kurulu: Sara Çelik, Mustafa Günay, Sema S. Tuncel.
Özne hakemli bir yayındır.
Nisan ve Kasım aylarında yılda iki kez çıkar.
İletişim: Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi,
Felsefe Grubu Eğitimi Bölümü
01330 Balcalı/Adana
e-posta:
mgunay@cu.edu.tr
oznefelsefesanat@yahoo.com
Abonelik:
ABONET Tel: (212) 2227206, fax: (212) 2222710
Email: abonet@abonet.net
www.abonet.net
Abone Dağıtımı: AKTİF DAĞITIM
Kitabevleri Yetkili Dağıtıcısı:
Pentimento Art Shop
Hüseyinağa Mh. İstiklal Cad.
Halep İşhanı No: 140/3
Beyoğlu/İstanbul
Tel: (212) 293 39 59
6. KİTABIN İÇİNDEKİLER
Nietzsche’nin Tarih Karşısındaki Tutumu/Bedia Akarsu................................
Antik Yunanda Siyaset Felsefesinin Başlangıçları/Sara Çelik..................
Akıl, Özgürlük ve Kadın ya da Felsefenin Özgürleşimi/Hatice Nur Erkızan......
Söyleşi:İsmail Demirdöven İle Söyleşi/H. Haluk Erdem....................................
Dosya: Felsefe-Edebiyat İlişkileri:
Edebiyat İle Felsefe İlişkisi Üzerine/Ali Osman Gündoğan..........................
Edebiyatla Beslenen Felsefe/Betül Çotuksöken
Yunan Tragedya’sında ve Aristoteles’te ‘Hamartia’ Kavramı/Kurtul Gülenç.....
Yaşar Kemal’in ‘İnce Memed’ine Felsefi Bir Bakış/Hüseyin Sağlam.............
Camus ve Veba/Sibel Öztürk Güntöre......................................
Edebiyatçılar ve Filozoflar Üzerine/Onur Ayda
Faust Üzerine Bir Deneme/Kemal Bahadır..................................
Totaliter Düşüncenin Sanata ve Şaire Karşı Olmasının Nedenleri/Abdullah Şevki.....
Şiir Üzerine Kendimce Bir Deneme/Ali Ekber Ataş………………………………
McLuhan’ın Global Köy ve Dörtlü Tasarımı/Sadık Erol Er...................
E.M. Cioran: Çirkinlik Çağının İlmeği/Yusuf K. Karadağ……………………………
Seçilmeyen Yol(Şiir)/Robert Frost-Çev. Çetin Remzi Yüreğir...........................
Etik Olanın Yitimi ya da Etik Eylemin Önündeki Engeller/Gözde Dedeoğlu...........
“Ütopya Öldü, Yaşasın Ütopya”/Melih Ergen.............................
Aydınlanma, Avrupa ve Türkiye/Mesut Yıldız...............................................
Evrensel Ahlak Yasası Olarak Sonsuzluk/Osman Serhat Erkekli......................
Yerlere ve Göklere Dair’den Seçmeler(Şiir)/Osman Serhat Erkekli................
Bir Tüketim Sendromu(Şiir)/Bedri Özdemir.............................................
Sevgiye Barış Densin/Ceyhan Yaman........................................................
Duyurular-Haberler
“Felsefe ve Çağımızın Sorunları” Sempozyumu-Isparta…………………..
“Uygulamalı Etik Kongresi”-ODTÜ………………………………………….
Türkiye Estetik Kongresi-“Türkiye’de Estetik”-ODTÜ………………………
Disiplinlerarası Kaos Sempozyumu-"KAOS ve KARMAŞIK SİSTEMLER”……..
Çizgiler: Kadın Budu/Firuz Kutal…………………………………………..
ÖZNE’NİN YENİ SAYISI
YAKINDA KİTAPÇILARDA OLACAKTIR…
Pazar, Kasım 20, 2005
Dünya Felsefe Günü'nün Ardından
FELSEFE’Yİ SEVMEK, ANLAMAK, ANLATMAK !
SİBEL ÖZTÜRK GÜNTÖRE.
Dünya Felsefe Günü kutlanıyor her yıl Kasım ayının üçüncü Perşembe günü. Ülkemizde de bir takım etkinliklerle kutlanmakta.Bu etkinliklerin sadece felsefe ile ilgilenen insanlar arasındaki bir kutlama olması ile yetinmemek gerekir. Felsefenin önemi, felsefe eğitiminin önemi her koşulda, her vesile ile ifade edilebilmeli, anlatılmalı.
Felsefe çok ciddi bir uğraş, bir edim, bir eğitim elbette. Bir bilinç elde etmek, duyarlılık kazanmak, dünyaya , yaşama karşı gözümüzü açabilmek, yaşamı kavrayabilmek ve bir birey olabilmek için çok önemli bir eğitim süreci felsefe.
İnsanın doğasında bulunan en önemli belirleyici olan özelliğinin daha da zenginleşmesi, açımlanması ve yaşam içinde gerçekleşmesi ( düşünme gücü, yetisi ve bu yetisiyle insan olabilmesi.) için “ felsefe” eğitimine gereken önemin verilmesi adeta bir koşul.
Bir takım yanlış yorumlarla, önyargılarla felsefeden uzak tutulan, anlamsız bir geri çekilme ve ürkütme ile, hatta sevimsiz hale getirilerek ya da zorluğu sürekli belirgin kılınarak, felsefe okumalarına , felsefe eğitimine uzak kalmak ya da uzak düşürülmek, bir başarı değil, büyük başarısızlıktır, insan adına, insanlık adına.
Bu dünyayı ve yaşamı anlamlandıran, belirli ilkelerle yaşama kolaylığı sağlayan insanlık, gelişimini tarihindeki düşünen , sorgulayan, eleştiren insanlara borçludur. Bugün dün üzerinde yürürken bu düşüncelerin, ilkelerin ve söylenmişlerin hakkını vermek ya da hesaplaşmak ödevindeyiz. İnsan değerleri olan bir varlık. Bu değerleriyle insan oluyor. Bu değerlerinin içini dışını görebilmek ve var olabilmesinin koşullarını belirlemek de “bir bilinç” ile oluyor. Bu bilinç “felsefe” ile tanışmakla, onun üzerinde çalışmakla mümkün.
Bu gibi özel günlerde hiç olmazsa sadece felsefe eğitimi almış ya da bu alanda akademik anlamda uğraşanların sınırlı katılımlarıyla değil de, daha büyük bir çoğunluğun dikkatini çekmek için yapılacak çalışmalara daha çok gereksinim olduğunun altını kalınca çizmek gerektiğine duyduğuz inanç ile , ülkemizin çok değerli felsefecileri olduğunu, felsefe öğretmenleri olduğunu, mutlulukla - kıvançla ifade edebilmekteyiz. Daha çok insana ulaşmak için, felsefeye davet eden , felsefeyi sevdiren çalışmaların yapılmasını dilemekteyiz.
Ülkemizin yetiştirdiği çok değerli düşünürlerin, felsefecilerin , yazarların yapıtlarını daha çok duyurmak , onlarla kurulacak iletişimi daha etkin hale getirmek biz felsefe severlerin bir ödevidir diye düşünmekteyiz.
Cumhuriyet ile birlikte başlayan felsefe çalışmaları ve Türkçe – dil – çalışmaları ile bugün bir çok felsefe metnini kendi dilimizde okuyabiliyor, bunlar üzerinde çalışabiliyor ve kendi dilimiz içinde felsefe yapabilmeyi başarıyoruz. Tüm bu başarıların ardında , tarihimizde yer alan büyük Türk düşünürleri, felsefe emekçileri var. Takiyettin Mengüşoğlu, Macit Gökberk, Nermi Uygur, Bedia Akarsu, İsmail Tunalı, İona Kuçuradi, Necla Arat, Doğan Özlem, Betül Çotuksöken, Ahmet İnam, Uluğ Nutku v.s.. bu değerli isimler yapıtlarıyla, verdikleri derslerle, yetiştirdikleri öğrencileri ile hem ülkemizde hem de diğer ülkelerde önemli çalışmalar yapmış ve hala yapmakta olan önemli isimlerden bazılarıdır. Türk felsefe dünyası içinde adını anmadığımız nice değer de kendi olanakları dahilinde “felsefe bilincini” yerleştirmek, bu alanda iyi niyetle bir adım atmak için çalışmaktadırlar. Aslan Kaynardağ beyefendinin çalışmaları, Vehbi Hacıkadiroğlu’nun çalışmaları, felsefe ilgililerinin, meraklılarının çok yakından tanıdığı isimlerdir. Hepimiz bu değerli isimlere çok şey borçluyuz. Onların öğrencileri ülkemizin dört bir köşesinde yeni nesil felsefecileri yetiştirmek üzere büyük bir özveri ile çalışmaktadırlar. Yaptıkları akademik çalışmaların ötesinde, günlük dil içindeki bir takım çalışmalarla, yazılarla da, “felsefe” ye dikkat çekmek isteyen, felsefe eğitiminin önemini vurgulayan bir çok isim ile birlikte bu yıl da “Dünya Felsefe Günü” nü geleceğe daha da umutla ve bilinçle bakarak kutluyoruz.
Felsefeyi sevmek, anlamak ve anlatmak, bunun eğitimini almış, bu eğitimin önemini kavramış, bu bilince ermişler için hem bir görev – sorumluluk hem de bir vefa borcudur.
17 kasım 2005. / İstanbul
SİBEL ÖZTÜRK GÜNTÖRE.
Dünya Felsefe Günü kutlanıyor her yıl Kasım ayının üçüncü Perşembe günü. Ülkemizde de bir takım etkinliklerle kutlanmakta.Bu etkinliklerin sadece felsefe ile ilgilenen insanlar arasındaki bir kutlama olması ile yetinmemek gerekir. Felsefenin önemi, felsefe eğitiminin önemi her koşulda, her vesile ile ifade edilebilmeli, anlatılmalı.
Felsefe çok ciddi bir uğraş, bir edim, bir eğitim elbette. Bir bilinç elde etmek, duyarlılık kazanmak, dünyaya , yaşama karşı gözümüzü açabilmek, yaşamı kavrayabilmek ve bir birey olabilmek için çok önemli bir eğitim süreci felsefe.
İnsanın doğasında bulunan en önemli belirleyici olan özelliğinin daha da zenginleşmesi, açımlanması ve yaşam içinde gerçekleşmesi ( düşünme gücü, yetisi ve bu yetisiyle insan olabilmesi.) için “ felsefe” eğitimine gereken önemin verilmesi adeta bir koşul.
Bir takım yanlış yorumlarla, önyargılarla felsefeden uzak tutulan, anlamsız bir geri çekilme ve ürkütme ile, hatta sevimsiz hale getirilerek ya da zorluğu sürekli belirgin kılınarak, felsefe okumalarına , felsefe eğitimine uzak kalmak ya da uzak düşürülmek, bir başarı değil, büyük başarısızlıktır, insan adına, insanlık adına.
Bu dünyayı ve yaşamı anlamlandıran, belirli ilkelerle yaşama kolaylığı sağlayan insanlık, gelişimini tarihindeki düşünen , sorgulayan, eleştiren insanlara borçludur. Bugün dün üzerinde yürürken bu düşüncelerin, ilkelerin ve söylenmişlerin hakkını vermek ya da hesaplaşmak ödevindeyiz. İnsan değerleri olan bir varlık. Bu değerleriyle insan oluyor. Bu değerlerinin içini dışını görebilmek ve var olabilmesinin koşullarını belirlemek de “bir bilinç” ile oluyor. Bu bilinç “felsefe” ile tanışmakla, onun üzerinde çalışmakla mümkün.
Bu gibi özel günlerde hiç olmazsa sadece felsefe eğitimi almış ya da bu alanda akademik anlamda uğraşanların sınırlı katılımlarıyla değil de, daha büyük bir çoğunluğun dikkatini çekmek için yapılacak çalışmalara daha çok gereksinim olduğunun altını kalınca çizmek gerektiğine duyduğuz inanç ile , ülkemizin çok değerli felsefecileri olduğunu, felsefe öğretmenleri olduğunu, mutlulukla - kıvançla ifade edebilmekteyiz. Daha çok insana ulaşmak için, felsefeye davet eden , felsefeyi sevdiren çalışmaların yapılmasını dilemekteyiz.
Ülkemizin yetiştirdiği çok değerli düşünürlerin, felsefecilerin , yazarların yapıtlarını daha çok duyurmak , onlarla kurulacak iletişimi daha etkin hale getirmek biz felsefe severlerin bir ödevidir diye düşünmekteyiz.
Cumhuriyet ile birlikte başlayan felsefe çalışmaları ve Türkçe – dil – çalışmaları ile bugün bir çok felsefe metnini kendi dilimizde okuyabiliyor, bunlar üzerinde çalışabiliyor ve kendi dilimiz içinde felsefe yapabilmeyi başarıyoruz. Tüm bu başarıların ardında , tarihimizde yer alan büyük Türk düşünürleri, felsefe emekçileri var. Takiyettin Mengüşoğlu, Macit Gökberk, Nermi Uygur, Bedia Akarsu, İsmail Tunalı, İona Kuçuradi, Necla Arat, Doğan Özlem, Betül Çotuksöken, Ahmet İnam, Uluğ Nutku v.s.. bu değerli isimler yapıtlarıyla, verdikleri derslerle, yetiştirdikleri öğrencileri ile hem ülkemizde hem de diğer ülkelerde önemli çalışmalar yapmış ve hala yapmakta olan önemli isimlerden bazılarıdır. Türk felsefe dünyası içinde adını anmadığımız nice değer de kendi olanakları dahilinde “felsefe bilincini” yerleştirmek, bu alanda iyi niyetle bir adım atmak için çalışmaktadırlar. Aslan Kaynardağ beyefendinin çalışmaları, Vehbi Hacıkadiroğlu’nun çalışmaları, felsefe ilgililerinin, meraklılarının çok yakından tanıdığı isimlerdir. Hepimiz bu değerli isimlere çok şey borçluyuz. Onların öğrencileri ülkemizin dört bir köşesinde yeni nesil felsefecileri yetiştirmek üzere büyük bir özveri ile çalışmaktadırlar. Yaptıkları akademik çalışmaların ötesinde, günlük dil içindeki bir takım çalışmalarla, yazılarla da, “felsefe” ye dikkat çekmek isteyen, felsefe eğitiminin önemini vurgulayan bir çok isim ile birlikte bu yıl da “Dünya Felsefe Günü” nü geleceğe daha da umutla ve bilinçle bakarak kutluyoruz.
Felsefeyi sevmek, anlamak ve anlatmak, bunun eğitimini almış, bu eğitimin önemini kavramış, bu bilince ermişler için hem bir görev – sorumluluk hem de bir vefa borcudur.
17 kasım 2005. / İstanbul
Cuma, Ağustos 12, 2005
Felsefe-Edebiyat İlişkileri
ÖZNE'nin gelecek sayısında dosya konusu:
"Felsefe ve edebiyat ilişkileri" olacaktır.
Konuyla ilgili yazılarınızı ve ayrıca farklı konulardaki çalışmalarınızı bekliyoruz.
Eleştiri, yorum ve önerilerinizi de...
"Felsefe ve edebiyat ilişkileri" olacaktır.
Konuyla ilgili yazılarınızı ve ayrıca farklı konulardaki çalışmalarınızı bekliyoruz.
Eleştiri, yorum ve önerilerinizi de...
Felsefe Defteri İlletişim Grubu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Yayın İlkeleri 1. ÖZNE bilimsel hakemli bir felsefe dergisi olup yılda iki kez (Bahar ve Güz) yayınlanır. Derginin yayın dili Türkçe ...
